WordPress Kurucusu Matt Mullenweg Görevinden Uzaklaştırıldı
WordPress'in kurucusu Matt Mullenweg, kendi şirketinde %84 oy gücüne sahipken bile yönetim kurulu tarafından izne çıkarıldı. Bu olayın kurucu ortaklar için asıl önemli dersi: hisse gücü ile yönetim kurulu kontrolü aynı şey değil.
:format(webp))
Automattic'in (WordPress.com, Tumblr ve WooCommerce'in sahibi şirket) yönetim kurulu, 9 Eylül 2026'da kurucu ve CEO Matt Mullenweg'i ücretli izne çıkardı, yerine mali işler direktörü Mark Davies geçici CEO oldu. Bu yazıda olayda kesinleşmiş bilgileri, Mullenweg'in kendi iddialarını ve konunun kurucu ortaklar için taşıdığı asıl dersi 'hisse sınıfları ve yönetim kurulu kontrolü' bulacaksınız.
Olayda Bilinenler
Automattic yönetim kurulu, 9 Eylül 2026 tarihinde Mullenweg'i zorunlu ücretli izne çıkardı. (Kaynak: TechCrunch)
Mali işler direktörü Mark Davies, geçici CEO olarak atandı. (Kaynak: TechCrunch, 404 Media)
Mullenweg, yönetim kurulu üyeliğini korumaya devam ediyor. (Kaynak: The Repository)
Mullenweg, ayrı bir yapı olan WordPress.org'un (eklenti ve tema dağıtım altyapısı) kişisel kontrolünü elinde tutuyor, bu altyapı Automattic'e ait değil. (Kaynak: implicator.ai)
Bu gelişme, Automattic'in rakip barındırma firması WP Engine ile süregelen hukuki anlaşmazlığın ortasında yaşandı. WP Engine, Ekim 2024'te açtığı davada Automattic ve Mullenweg'i itibarsızlaştırma ve yetki kötüye kullanımıyla suçlamıştı. (Kaynak: TechCrunch)
İddialar
Bu bölümdeki bilgiler yalnızca Matt Mullenweg'in kendi çalışanlarına gönderdiği Slack mesajından geliyor. Hiçbir bağımsız kaynak tarafından doğrulanmamıştır.
Mullenweg, yönetim kurulu kararından toplantıdan yalnızca elli dakika önce haberdar edildiğini iddia ediyor.
Bağımsız hukuki danışmanlık için süre istediğini ancak bu talebinin reddedildiğini söylüyor.
Mali işler direktörü Mark Davies'in, diğer üç yönetim kurulu üyesiyle (Ann Dunwoody, Toni Schneider, Sue Decker) kendisine karşı önceden anlaştığını iddia ediyor.
Kendisinin bu karara karşı oy kullandığını belirtiyor.
(Kaynak: 404 Media, TechCrunch)
Bizi İlgilendiren Asıl Kısım: Hisse Sınıfları ve Yönetim Kurulu Kontrolü

Bu olayın kurucular için asıl önemli tarafı, dava süreci değil, bir kontrol meselesi. Mullenweg, 2024 yılında TechCrunch Disrupt etkinliğinde kendi ağzından, şirkette yüzde seksen dört oy kontrolüne sahip olduğunu söylemişti. Bu, çift sınıflı hisse yapısı denilen bir modelin işareti, yani bazı hisseler bir oy taşırken, kurucuya ait hisseler on veya daha fazla oy taşıyabiliyor. Google, Meta gibi şirketlerde kurucuların kontrolü korumak için kullandığı bilinen bir yöntem bu.
Ama gördüğümüz gibi, yüzde seksen dört oy kontrolüne sahip olmak bile, Mullenweg'in yönetim kurulu tarafından operasyonel olarak izne çıkarılmasını engellemedi. Bunun sebebi muhtemelen şu: hisse oy gücü sizi genellikle şirketin satılması veya misyonunun kökten değişmesi gibi büyük, stratejik kararlara karşı korur. Ama yönetim kurulunun günlük operasyonel kararlarına, örneğin bir CEO'yu görevden uzaklaştırmaya, karşı otomatik bir koruma sağlamaz. Çünkü bu tür kararlar çoğu zaman hissedar oylamasından değil, doğrudan yönetim kurulu koltuklarının kimde olduğundan geçiyor.
Kurucu ortaklar için çıkarılabilecek pratik dersler
Şirketleşme sürecinde hisse sınıflarını (örneğin A ve B sınıfı hisse) ve her sınıfın taşıdığı oy gücünü net şekilde tanımlayın.
Hisse oy gücünüz ile yönetim kurulundaki koltuk sayınızı ayrı ayrı değerlendirin, ikisi aynı şeyi garanti etmiyor.
Hangi kararların (CEO değişikliği, izne çıkarma, görevden alma gibi) yönetim kurulu yetkisinde, hangilerinin genel kurul/hissedar onayı gerektirdiğini kurucu sözleşmesinde baştan netleştirin.
Yatırımcı veya dışarıdan yönetim kurulu üyesi kabul ederken, kurulun kompozisyonunun uzun vadede sizi hangi senaryolarda azınlıkta bırakabileceğini önceden hesaplayın.
Önemli not: Biz avukat değiliz, bu yazı hukuki tavsiye niteliği taşımıyor. Kurucu sözleşmesi, hisse sınıfları ve yönetim kurulu yapısı gibi konularda mutlaka bir kurumsal hukuk danışmanından destek alın.
Kapanış
Bu tür olaylar uzak, büyük şirketlerin meselesi gibi görünse de, aslında her kurucu ortaklığın en başında düşünmesi gereken temel sorulara işaret ediyor: kim, hangi durumda, ne kadar söz sahibi? Kitchen to Stage olarak, girişimcilik yolculuğunda karşınıza çıkabilecek bu tür yapısal konuları da şeffafça ele almaya devam edeceğiz.
Benzer konularda hazırladığımız yazılardan haberdar olmak isterseniz bültenimize abone olabilirsiniz.
Ayrıca sosyal medya hesaplarımızı takip ederek bize destek olabilirsiniz.
İnstagram: Kitchen To Stage